Gelsin 2009, Bildiği Gibi Gelsin!

“Gelsin 2008, Bildiği Gibi Gelsin!” demiştik. Geldi ve şimdi gidiyor. Tıpkı 2006′da da, 2007 için dediğimiz gibi. Hemencecik gelip gidiyor bu yıllar!

Üç sorumuz var:

1.) 2008 deyince ne hatırlıyorsun?

2.) Aynı soruyu, mutlu bir insan olarak, bir yıl sonra bugün nasıl cevaplamayı isterdin?

3.) Yüz yüze olsaydın, bir üstteki yorumu yazan kişinin verdiği cevaplara dayanarak ona ne derdin?

2007 yıl sonundaki yazımıza yorum bırakanların ne kadar gönüllerinden diledikleri gibi bir yıl olmuş 2008, bunu hep birlikte okumak ilginç olacak. Bu sene ilk defa yorum yazacaklara da, seneye bu zamanda tekrar dönüp birlikte bakacağız…

Önce benim cevaplarım:

» Yazının devamı

Yazıyorum da ne oluyor?

Hissettiklerimin aşka dönüşmesi gibi bir şey.
Acıtıyor bazen…
Özellikle kendimle yüzleştiğim anlarda.

Ne kadar yazarsam yazayım, hep bir şeyler eksik kalıyor.
Belki o eksikleri tamamlama çabasıdır beni gaza getiren.
Bilmiyorum.

Kendi içimdeki sorulara da cevap oluyor arada.
Terapi gibi bir şey.
Kendimle konuşuyor, kendimi öğreniyorum.

» Yazının devamı

İçimdeki Serseri

Bir arkadaşımla konuşuyorum bayramda. Evlenmeyi düşünecek kadar seviyor bir kızı.

Bir sevgilide aradığı her şey var kızda. Zekası, insanlığı, enerjisi, duruşu, fedakarlığı, dürüstlüğü, samimiyeti, teni, kokusu… Ona karşı gizlemediği bir tutkusu var her şeyden önce. Bizimkinin de ona. Sevgi; ’sevgili’ yapmış onları.

Birlikteyken vaktin nasıl geçtiğini anlamadıkları, yanında değilken özlediği… Kaybetme korkusu yaşadığı biri olmuş onun için.

Ancak (arkadaşımın tabiri ile) “eski kiracılar” da etrafta hala! Kalçasını çalıştırıp başka bir tarafını çalıştıramayan türden kiracı bunlar. “Daha az hal hatır sorsam da, varlar. Ancak şu da var ki, kontratı bitenin yerine yeni kiracı almıyorum.” Emin misin diye gözünün içine bakınca itiraf ediyor: “Hmm, haklısın… Eskiye oranla daha az alıyorum ama inan boşalan daireler var!”

Eski defterleri kapatamıyorsun hemen!


» Yazının devamı

Recep İvedik ‘Stand By Me’ Söyler mi?

Mark Johnson 10 yıl önce bir sabah, New York metrosunda kendini baştan aşağı beyaza boyamış iki sokak müzisyeni görüp duruyor. Biri naylon gitarını çalarken, diğeri yabancı bir dilde şarkı söylüyor. Farklı din, ırk, renk ve kültürden işlerine gitmeye çalışan yaklaşık 200 kişinin büyülenmiş bir şekilde bu çalgıcıları dinlediğini görüyor. Kaçırdıkları trenlerini umursamadan…

Mark, birbirlerinden çok farklı bu kişilerin müzik sayesinde nasıl birleştiklerine canlı şahitlik ediyor. Ve o an bir karar alıyor; müzik en önemli “birleştirici” unsur olabilir. Daha iyi bir dünya için insanlar kendi “farklılıkların” üstesinden gelebilir.

Bu, aynı zamanda onun bir şeyler yapabileceğini anladığı an da oluyordu. Bir film olmalıydı bu, daha önce denenmemiş bir film.

» Yazının devamı

Kocaman bir göbeği erkeklik sayıp, sonra o göbeğin altına slip mayo giymeyeceksin işte!

Uzun dönem bir ilişkiye başlamadan önce birçok engel var aşılması gereken. Birincisi, belki de en büyüğü, ilk intiba veya ilk izlenim denen fikir tahmin süreci. Bu çok kısa bir süreç, üç beş saniyede oluşuyor. Ve sonradan değişmesi pek de kolay olmuyor (tükürdüğünü yalamanın zor olma durumu!). Ön yargılar diyebiliriz kısaca.

Tamam, hayatta hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Peşin hüküm yanıltabilir ve Fikir Atölyesi’nde daha önce yazdığımız gibi, sarışın hatunların tümü aptal değildir.

Ne gördüğümüz, nasıl baktığımızla ilgili ancak yıllar da bize nasıl bakmamız gerektiğini öğretiyor. Ailemiz, arkadaşlarımız, toplum bizim beyne yargılarımızı yerleştiriyor. Ne doğru, ne yanlış veya ne güzel, ne çirkin büyürken hep dikte ediliyor. Bu da zaten kalıpların dışına çıkamamanın baş nedeni.

Ancak ön yargıların hepsi de kötü değil. Özellikle dikte edilmeyip, kendi deneyimlerimizle elde ettiğimiz ve tekrar üzerinde düşünüp, sorgulamadan doğru bulduklarımız var.

Biz erkeklerin kızlara pek yakıştıramadıklarımız var mesela:

» Yazının devamı

Canlı Yayında İntihar

Az önce, bipolar hastası olan 19 yaşındaki Abraham Biggs isimli bir gencin intihar ettiği haberini okudum. Bu intiharın, bipolar rahatsızlığının ne denli ciddiye alınması gerektiğini göstermenin ötesinde, farklı bir boyutu daha var.

O da internet’in ne kadar acımasız olabileceği gerçeği.

Abraham Biggs bodybuilding.com isimli bir vücut geliştirme sitesinin forum‘una üye. Forumda onun hakkında yazılanlar genelde hep negatif ve aşağılayıcı tonda. Bunun dışında kendi hayatında ne kadar süredir ve nasıl bir travma yaşıyor, pek bilinmiyor.

Abraham 19 Kasım günü, aynı forum’da intihar edeceğini yazıyor. Sonrasında ise (webcam görüntülerinin yayınladığı bir site olan) Justin.tv’de canlı yayında intihar ediyor. Yaklaşık 1.500 kişinin gözü önünde!


» Yazının devamı

Kaos

Özleyenler var,
görmediğim.
Çok özlemim var,
bağlandığım.

Sorgulayanlar var,
daraldığım.
Aradığım çok cevap var,
genişlediğim.

» Yazının devamı

Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez!

Bunu söyleyen Randy Pausch. “The Last Lecture” ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.

Öğrencilerinin “hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan” diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor.

Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen “son konuşma” şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz? Dinleyicilere neyi miras olarak bıraktığınızı söylerdiniz?

Carnegie Mellon Üniversitesi’deki “The Last Lecture” semineri işte bu amaçla yapılan bir organizasyon. Son konuşmanız olsa bu, tüm yaşadıklarınızla geride kalanlara ne dersiniz?


» Yazının devamı

İnternet: Zaman Değerlendirmeden Çok, Zaman Geçirme mi?

Son bir iki aydır gençlerin bilgisayar ve internet kullanım alışkanlıklarını öğrenmek gibi bir hevese kapıldım. Herkes kendini genç hissetsin de, benim gençten kastım 16-20 yaş arası. Oturunca bilgisayar karşısına ilk ne yaparlar, interneti hangi amaçla kullanırlar, beklentileri veya heyecanları neler…

Konuştuğum kişi sayısı belki 30′u geçmez (ve erkek ağırlıklı), o yüzden burada bilimsel bir araştırma sonucu yok. Okuyacaklarınız sadece benim bire-bir gözlemlerim ve yakalayabildiklerim. [Ancak siz "yok ben illa da bilimsel bir şeyler okumak isterim" derseniz bir ara google abiye sormakta fayda var!]

Onlara sordum: “Sıradan bir günde bilgisayarı açtığında ilk ne(ler) yapıyorsun?”

- Önce msn açıyorlar.
- Ardından winamp ve müzik.
- Varsa mail onu okuyorlar (pek olmuyor.)
- Sosyal arayış siteleri :)
- Online oyun.
- Vakit kalırsa nette biraz gezinmece.


» Yazının devamı

1 / 1912345»... Son »